Alternatif huzur arayışlarına her sabah yenilerini ekliyorum. “Büyük adamlar, küçük oluşumlardan haz alırlar”. Elma şekerine alımlı bakan şeker çocukları görüyorum seniz parkında, patlamış mısır sıcağı vuruyorken 9:15’de, üsküdara koşarak Atıf bey’in masasına evrak bırakmak kadar eğlenceli olamaz hiç birşey sanırım..
-Ne zaman görüşelim?
-Bankaları hallettikten sonra..
-Konuşmamız gerek biliyorsun.
-Biliyorum.konuşarak susmamız gerek sonra..
-...
Sıyrık saatler geldi işte. Her şey mola...
Sesin sesime bulaştığında, bu dünyanın ne kadar piç olduğunu anlıyorum. Sanrı misafiri godot bir gün gelip beni bu Allahın belası yerden alacak biliyorum. Yaşamıma “yaşam” gibi giren sesin, her görüşmenin ardından neden “b*k” ediyor her şeyi anlamıyorum. Şimdi koş koşabilirsen Atıf’a..
-Bira..
-al bakalım delikanlı.
.
.
.
Alternatif huzur arayışlarım devam ediyor. İçinde et olsa yenirdin, sinirsin sinir!
Sakinim, sakinim, sakin...
-Atıf Bey bunlar evraklarınız. Geç kaldığım için özür dilerim, mâlum trafik..
.
.
.
Geç kalmaktan nefret ediyorum. Erkenden durum mahallinde bulunup, suskun balık sezer gibi pipetli kola içerken hamburgerimin içinden çıkan sineğe aldırış etmeden surat asmayı yeğlemek varken.. Yani biliyorsun sultanım, tereyağından kılı çekmek için, önce kılın tereyağına bulaşması lazım değil mi? Ne diye incelip sokulmak istiyorsun kavrukluğuma bilmiyorum. Atar damarlarıma karışıp kanıma şeffafiyet katmakta neyin nesi? Fosforik asit dişime zarar evet. Keçi boynuzu özütü var diye içiyorsam belki ? Hadler zorlanıyor sultanım.. ben senin omuriliğine karışıyor muyum ?
(Kadranına tükürdüğüm saatlerde geçmez sen yanımda olunca anasını satıyım. ) iffetinde mecal olmasa gelmezdin zaten. Neden yanımdasın ? Keçilerimi törpülemeyemi, burnumu sıkmayamı, sakallarıma bahane bulup sorun yaratmayamı, yine terliğin üstüne takım elbise giydim diye zevksizlikle suçlamayamı ?? Kimsin sen ? Çuvaldızım yoksa, kader utansın. Yorganım kısaysa boyum devrilsin.... hay Allah, Atıf bey’e gidecektim..
-gitmiştin..
Hah.. Akıl mı bıraktın bende. Eskiden, Telefon rehberi gibiydi aklım. Yüz on sekize çağırdılar gitmedim ben. Ne diyorum ben. Kimim ben. Salak ben. Salak .... salaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaak
-kalkalım mı ?
-kalkayım evet. Otur sen burda. Gelirim kök salmadan sen..
.
.
.
Alternatif huzur arayışlarım devam edemiyor.. “Karanlıkta su sesi, insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur”muş.
Karanlığın içine hapsolan susuzluğuma asidik baskılar uyguluyorum. İçimde patlıyorsun sultanım. Elimin altına sıkıştırdığın kuş tüyü yastığa tükürüp, yüzüme siliyorum nicedir... Ayna( m ), bana kireçlenmiş bir surata nasıl guaj boya tekniğiyle dövme yapılacağını göstermiyor.. Sen olsaydın, kırmızı rujunla kapatırdın göz altlarımı değil mi?
Damarlarımı bir çengi ile çekip asılın Atıf bey.. Bu duvarlara kan dekoru veresim var. Düşün tavan ile kesişen duvar uçlarından süzüldüğümü..
Kesişen...
Evet bu! hah...
“kesişen”...
Kesiştik biz seninle değil mi sultanım ? “göz göze bakıyorduk, çarpıştık, sen pardon dedin, ben orkidlerini topladım, sen utandın, ben gülümsedim...” öyle başladık işte.. ne güzeldi değil mi? Kanlı canlı heh..
Kesiştik biz seninle değil mi sultanım ? “metrodaydık..gözlerime bakmaya utanıyordun, ben notebook’a bir kalp çizdim, çevirdim ekranı sana gösterdim, gülümsedin, gülümsedim..” öyle başladık işte.. ne güzeldi değil mi?
Kesiştik biz seninle değil mi sultanım ? “Sen sulak bir çimin kara basit ama yeni boyanmış temiz bank’ında oturup müzik dinliyordun, ben üc kurusluk algidanın kıçındaki çukulata ile kandırdım seni..” öyle basladık işte.. ne güzeldi değil mi?
Kesiştik biz seninle değil mi sultanım ? “Çamaşır suyu kullanmaya korkuyordun, ben sana salsasos verdim. Döktük üstüne, iyice lekelendi, ama sen beni kırmamak için “harika” dedin. Sanırım o zaman da bana köpek gibi aşıktın””.. öyle başladık işte.. ne güzeldi değil mi?
Sahi; biz seninle nasıl tanıştık sultanım ?
Bok gibi herşey bulaşmış tüm yaşantıma... etraf ağır kokuyor.. Ağırlaşıyorum. Salyası topuklarıma bulaşmış salyangoz gibi sokaklar.. adım attıkça, parmak uçlarıma bulaşıyor sözlerin... “Seni Seviyorum”..
Heh.. senin tuzsuz çekirden kafan ancak bunu bilir. Senin kibrit çöpü aklın ancak bunu tutabilir. Sen ancak sevebilirsin.. Otur orada.. Gelirim kök salmadan sen...
|