Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin İstanbul’da iken, eşi Zeliha Han ima yazdığı mektup:
Ve izzetli, hürmetli, akıllı, gayretli, şefkatli, güzel yüzlü, şirin sözlü, melek huylu, çelebi kollu, nazik belli, şirin yıldızlı, has ve talihim, oğlum annesi, gönlüm annesi, inci tanesi hatunum ve hanımım küçük kadın Zeliha Hatun huzuruna. Candan selamlar ve gönülden dualar edip, ol mülayim hatırın kat kat sual ederiz. Allah’ın birliğine emanet veririz. Benim küçük kadınım, benim emektarım. Ne keyiftesin, ne haldesin ne demdesin? Neyli yorsun, ne işliyorsun? İyi misin, hoş musun? Allah yardımcın olsun. Kendin uşak (küçük) iken uşak hizmetine düştün. Allah emeklerini zayi etmesin. Tanrı seni bana bağışlasın. Bir dahi dünya gözü ile görüşmek müyesser eylesin, âmin!
Aceb cihanda senin gibi var mıdır?
Zeliha’m, Zeliha’m! 0 tatlı canını sevim, o tanı bakışlarını sevim. Hiç fikrimden gitmezsin. Böylece ayan gönlümde durursun. Maşallah, maşallah! Benim nazlı şıkım, senin için yollarda ve İstanbul’da besteler yazıyorum; öğreniyorum ki inşallah gelende seninle ses sese verelim de çok türlü besteler, güzel kitaplar okuyalım. Allah Tela’ya âşık olalım, saflar edelim.
Bir küçük kadın gördüm, hemen sana benzettim. Selam sabah ettim. Sesi dahi sana benzerdi. Senin hatırın için sokak ortasında ona yarenlik edip ahvalini sordum. Bir ihtiyar kocası varmış zindanda, ona ekmek götürmüş. 10 kuruş borcunu verip onu halas edip sevabını sana bağışladım. Allah Tel senden razı olsun. Zira ben senden yer gök dolusu razıyım. Allah Şeyh Osman’ı bize bağışlasın, âmin! Ve cümle küçük kadınlar sana kurban olsun! Ve büyük kadınlar bacılarına kurban olsun! Benim hakkımda siz bana dünya da yetersiniz.
 |